Seçişler ve Vazgeçişler Üzerine..
"Her seçiş bir vazgeçiş değilmidir zaten" demiş birisi. Ne güzel demiş. Hayat yaptığımız seçimler üstüne kurulu değilmi zaten. O an için en doğru görünen karar. Kimse bilemez sizden başka gümbür gümbür bi yanlızlık mı yoksa mutlulukmu getireceğini. Ama siz ayak seslerini duyarsınız kapınıza sessizce yaklaşan sonun.
Bir şeyi bitirmek , daha doğrusu başlıcak cesareti olmamak biyerinden. Sonuçlarına ,osuna busuna bakmadan ölçüp biçmeden sadece yaşamayı kaçınız başarıyor bu hayatta. kafanızdaki senfoni orkestrasının karman çorman seslerinde boğulmadan, kaç kişi sessizliğine kavuşuyor. Su gibi sessiz bir hayatı kaç kişi kendisine armağan edebilecek kadar olgun, yada çocuk. Kaçınız rehper olarak sadece kalbini referans alır. Kaç kişi yüreğinin götürdüğü yere gider...
İçindeki çocuğu yaşatmak gibi süslü püslü şeker tadında çok laf edilir. Hep küçük kalmak!.. Oturup sokağın bir köşesine parkı izlerken bir cesaret, koşupta salıncağa atlamalar, poponuz elverdiğince kaydıraktan kaymaya çalışmalar. Koskoca bedenlere ufacık çocukları saklamalar. Bir çocuk kadar saf önyargısız , hesapsız kitapsız, ufak şeylerden mutluluk yaratmak... Hep derdim içimdeki çocuk ölmedi, ben hala küçüğüm, vay efendim yıllar çok hızlı geçmiş, koşupta ardından yetişememişim, baloncu ardından koşar gibi. Dondurmacının önünden geçerken cama yapışıp istediğimi almak için bağarmalarım, çağarmalarım, ağlamalarım zırlamalarım kısaca elimden gelen herşeyi yapmam, sorarım size şimdi kaçınız herhangi birşeyi bu kadar kuvvetli ister, bukadar şiddetli arzular, bukadar... eliden gelen herşeyini yapar sokak ortasında. Küçükken daha kuvvetli olduğumuzu şimdi şimdi anlıyorum. Hani gene geçerken bir dondurmacının önünden, yüz farklı şey aynı anda kafanızdan geçer ( evde yemek vardır hazırda, ve aç karnına yenmez dondurma, hem boğazınız şişerse ne olur!.. Bide işin kalori kısmı var heee unutmadan krema kalbe zararlı mazallah kolesterol.) veee VAZGEÇERSİNİZ. Hani yıllar önce avazınız çıktığı kadar "İSTİYORUM" diye haykırdığınız şeyden... işte büyümek böle bişeydir.
Hiçbirşeyi küçükken istediğiniz kadar arzu dolu istemezsiniz. Kafanız işe karışınca "içinizde yaşattığınız çocuk hani tamm kalbinizin sol üst kapakçığının üstüne oturup, sarkıttığı ayaklarını sallayan aorta doğru" çoktan ÖLMÜŞTÜR!....
Şu gün şu dakika farkediyorum aslında nekadarda çok büyümüşüm. Ne kadar olgun, ne kadar mantıklı. Mantık!...
MAntık nedir söleyim size ,mantık denizden atılan demir gibidir, geminiz ne ileri gider ne geri. sadece oturup burun kısmına titanic misali durup düşünürsünüz kaptanı olarak. Bazen durup bi yerinde hayatın pusulaları denize atmak gerekir, haritaları yakmak, rüzgar ne yöne sürüklüyorsa o yana gitmek gerekir. Oysaki önyargıları ve korkuları yüzünden eli kolu bağlanmış, Ne "KAL" diycek kadar cesur ve tutkulu isteklere sahibizdir nede yeni bi sayfa açıcak kadar güçlü...
Hep demişimdir zaten,
Hani parktan annenizin "hadi gidiyoruz geç oldu" sesiyle ayrılışlarınızda küçüksünüzdür. Ne zamanki yanlız başınıza gider ve kolunuzdaki saate bakıp gitme vaktinin geldiğine kendiniz karar verirsiniz, işte ozaman büyümüşsünüzdür, hiçbirşeyi iliklerine kadar istemiycek kadar hemd

Yorumlar
Yorum Gönder