Örtmenim, Ben Çişşş deyim gerisini siz anlayın :)

İlkokul, ortaokul , lise yıllarımı hatırlıyorum. Az sonra “bizim zamanımızda” diyerek başlayan bir cümle kuracağım hazır olun ☺ 
Bizim zamanımız da orta okul diye bir kavram vardı. 4+4+4 değil 3-5-2 pardon ya bu futbola ait bir terimdi, 5+3+4 vardı efendim. 

O yıllarda biz öğrenciyken ilk aklıma gelen Pazar akşamlarıdır, keza ödevleri hep son geceye bırakırdık, halının üstüne serilirdik sonra efen
dim çarpım tabloları mı dersiniz, elle Türkiye haritası çizdirerek ezberleten Coğrafya dersleri mi onlara çalışırdık işte tabi fonda o zamanların vazgeçilmezi, “Oynat Uğurcum” olurdu. (Şansal Büyüka ‘nın Televolesi ) Her takımın ilk on birini sayabilirdim siz öyle söyleyeyim. Keyifli günlerdi ama, her dönem başında defter kaplardık rengarenk, sonra o bozulmasın diye üstüne şeffaf kağıtlar yapıştırırdık. Bir zamanlar etiket diye bişi vardı hayatımda desem inanır mısınız?

Öğrenci No:1221
Adı Soyadı:Mine IŞIK
Dersin Adı: Biyoloji

Gerçekten, mühendis olduk sonunda ama öyle yollardan geçtik ki, ömünüze Golgi cisimciği mi gelmedi, mitokondrinin dolambaçlı yollarında enerji mi üretmedik, bir mitoz bölündük bir mayoz ☺ O zamanlar derdimiz, anasının geni çekinik babasının geni baskın olan veledin kan grubunu tahmin etmekti. Çok keyifliydi hakikaten, kahin gibi, "üç vakte kadar mavi gözlü bir çocuğun olacak Sinem". Hamile komşunuza bunu çat diye söyleyin bakalım gözleri fal taşı gibi açılmaz mıydı?

Başka efendim gene ilkokula döndüm. İlk dönem elmayı kızartmışım (Yani okuma yazma sökülmüş) ara dönem ödevi Cin Ali serisi okunacak. Tabi tembel ben okur muyum? Cevap tabi ki hayır. 2. Dönem okul açıldı, bizim peder çekti kenara açtı bir sayfa Cin Ali oku bakalım kızım. Ya bir stress, bir keder, kekeledim, ter döktüm velhasılı kelam okuyamadım ya ben. Evde bir yas havası, evebeynler kafayı yemek üzere, bu kız okumayacak hanım dedi babam (yani tam anlamıyla OKUMAYACAK beceremeyecek bu işi) Yani şimdi doktor adayı iken gülüyorum sevgili babişe ama o zamanlar iyi stress olmuşlardı ☺

Uzun lafın kısasını getirip sadede geleyim, okul bize alakalı alakasız çok şey öğretti, kovalent bağından, ülkemin hangi bölgesinde kendir kenevir yetiştiğine kadar. Ama bunun yanında paylaşmayı, ödevi yetiştiremediğin de tutuşmayı, sorumluluğu, sevgiyi, anlayışı, saygıyı, aranızda 30 küsür yaşta olsa öğretmenlerimizin aslında okulda edindiğimiz ilk arkadaşlarımız olduğunu, nasıl da derdimizi dinleyip bir şeyler yapmayı kendilerine sorumluluk edindiklerini, onlar olmasaydı hepimizin şu an olduğumuz yerden basamaklarca aşağıda olacağını, küçük ellerin tutunduğu büyük kocaman ellerin onlar olduğunu öğretti ve ben hep düşünce elime sarılacak öğretmenimin yakınımda olduğunu bildiğim için düşmekten korkmadan koştum, işte bu yüzden, hepsinin ellerinden, kollarından, yanaklarından öperim, başımın üstüne koyarım, içimde hiçbir yerlere sığdıramam : )

Öğretmenim dememişim uzunca zamandır, şimdi farkettim. Ne güzel şeydir “Öğremenim birşey soracağım” deyip havaya uzanan o minik el. İşte bu yüzden tüm öğretmenlerimin öğretmenler günü kutlu olsun!..

Yorumlar

Popüler Yayınlar