Bostancı-Suadiye-Erenköy...Kızıltoprak-Söğütlü ve son durağım Haydarpaşa "Tren gelir hoş gelir ley ley limi limi ley" :)
Üzerinde kırk yama gömlek kırkıda patlamış bir yerinden, belliki bir kadın elinden çıkmamış yamuk yumuk dikimli. Saçları pis üstü başıda öyle, ama tertemiz yüzü sinek kaydı traşlı. Etrafa şaşkın gözlerle bakmakta, saati kim bilir ne zamandır üçü bşe geçeye takılı. Buyrun outrun isterseniz diyorum tepki vermiyor, yüzüme bile bakmıyor suskun. 5-6 durak böylece gidiyoruz, sadece trenin tıkırtısı, ku
lağımda Bülent Ortaçgil, ve karşımda şaşkın bir dev.. İri yarı bedeni hüzünlü gözleriyle farklı görünüyor. Sonra Söğütlüye geliyoruz tam inecekken bize şarkı söylüyor. “Hava düzel dünya güneşli ve çimenler yeşil, bugün gidiyorum lakin üzülmeyiniz, yarın yine geleceğim” ve sonrasında “dünya hepinize mutluluklar dilerim!” O mu normal, biz mi anormal bilemedim o anda, gülümsedim, ama olayı komik bulduğum için değil, bu kadar içten bir deli ile karşılaştığım için. Üstüme ne giysemde yakışsa derdi yok, üstünde lacoste thist ile gezmiyor, bilmem kaç liralık ayakkabı giymiyor, ama mutlu ama huzurlu, yargılamadan ayırt etmeden hepimize mutluluklar diliyor.. İşte trenlerim gittiğinde bunlardan olacağım, böyle hoş şaşırmacalardan, kaçırma korkusuyla 8:05 trenini , artık içimdeki telşalarım da olmayacak, sonrasında tıngır mıngır tren sesini duyup içim rahatlamayacak, hüzünlü günlerimde bir bayram sabahı deri yeşil ve büyük eski tren koltuklarında yaptığımız sohbetleri hatırlayamayacağım. Bir kız çocuğunun elinden neleri aldıklarının farkında değiller, artık hiçbir baba “hadi say bakalım kaç durak kaldı evimize” diyemiyecek ya da orhan veli misali
“Gemliğe doğru
Denizi göreceksin;
Sakın şaşırma.” misali son durakta bizleri emektar haydarpaşa ve maviler karşılamayacak. Ya da ne bileyim, limon sıkma aparatı, cırt cırt salatallık soyucu, 5 çeşit deri cüzdan, anahtarlık, (daha da eskilere dönersek don için lastik ve iğne iplik seti) satan amcalar olmayacak.
Hep korkardım çocukluğumda aniden ve hızlıca geçen uzun yol trenlerinden, hiç gelmese isterdim banliyö bekleyişlerinde.
Onlar bile özlenir mi? Şimdiden onları bile özledim.
“Gemliğe doğru
Denizi göreceksin;
Sakın şaşırma.” misali son durakta bizleri emektar haydarpaşa ve maviler karşılamayacak. Ya da ne bileyim, limon sıkma aparatı, cırt cırt salatallık soyucu, 5 çeşit deri cüzdan, anahtarlık, (daha da eskilere dönersek don için lastik ve iğne iplik seti) satan amcalar olmayacak.
Hep korkardım çocukluğumda aniden ve hızlıca geçen uzun yol trenlerinden, hiç gelmese isterdim banliyö bekleyişlerinde.
Onlar bile özlenir mi? Şimdiden onları bile özledim.

Yorumlar
Yorum Gönder