Aşk

Aşkın içinde ince bir çizgi vardır.

Once onu düşünerek baslar
Ellerini, sigarayi nasil tuttuğunu, gozlerini dusunursunuz ve gunes gelince nasil kisildigini… Dudaklarini dusunursunuz… Yuzunu ezbere bilmek bir yana, ufurdugu sigara dumaninin nasil yükseldiğini, havada nasil yok oldugunu… Sacma sapan seylerden bahsederken birden gulunce yanaginda beliren çizgiyi dusunursunuz…

Kiymetli ve kisacik hayatinizin onu düşünerek nasil tükendiğini, ve bunun nasil da umrunuzda olmadigini…

Sonra birden kaybetme korkusunu
Garip istir size ait olmayan bir seyi kaybetmekten korkmak
Aşk korkuyla gelir…

Bir daha görememek korkusuyla, birakip gidecek korkusuyla, gelmemiş olanin gitmesinden korkarak gelir aşk…

Garip istir doğrusu, tuy kadar hafifken tunç gibi agir olmak…

Sonra hep ihtimaller sizden uzağa düşerken, size ait olmayacak tum güzel anlari baskasiyla pit diye yasayacak diye korkarsiniz.

Tanimadiginiz kadinlari kıskanmakla gelir ask. Yuzunu bile görmediğiniz, adi bile olmayan kadinlari…
Hicbirseyleri için değil ha
Sadece onla olma ihtimalleri yüzünden…

Iste tam da o anda, tum resimlerine saatlerce bakmis, o sarkiyi* defalarca dinlemiş, kendinize yüzlerce kusur bulmuş olduğunuzu farkettiginiz o anda.

Tam da o düşünceli basinizi koyacak yer koyamadiginizda anlarsiniz iste o çizgiyi geçtiğinizi… Kurulmus tum cümleler anlamsız geldiğinde, söylenecek birsey kalmadiginda anlarsiniz arafa adim attiginizi. Hani tum gurultulerin içinde birden bir sessizlik olduğunda, tam da tum dalgalara tek tek bakarken hic birini görmezken aslinda içinizdeki gemi tasi taragi toplamis son dudugunu çalarken anlarsiniz…

Artik gelse de yetmeyeceğini…

Bana sorarsaniz iste

Aşk böyle edepsiz, böyle asi, böyle sakin, böyle bagir cagir, böyle sus pus, böyle ne sana ne bana yar olmayacak, ama oralarda biryerler de…


*Okurken dinlemeniz siddetle tavsiye olunur :)



Yorumlar

Popüler Yayınlar