İçimde




Herkesi ve her şeyi susturuyorum şu an, sokaktan kimse geçmiyor, okuldan çocuk sesleri gelmiyor, bırakın martıları, dalgalar bile yok. Duyuyor musunuz?  Şu an, sadece ben konuşuyorum ve tüm şehir susuyor. Bir türkü geçiyor içimden, bir nehir akıyor usul usul, sakinliğime sığınıyorum, sessizliğime, yalnızlığıma, yanlışlarıma…
Durup öylece bakakalıyorum, geçmeyen, geçmeyecek gemilere, şıkır şıkır yanmayacak ışıklarına, gelmeyeceklere bakıyorum öylece boş boş. Derken bir rüzgar esiyor, uçuş uçuş saçlarım, yanağıma yapışıyor tane tane, ıslak yanaklarıma, çizgi çizgi…
Yaşamak diyorum, ağır, derin, dolu, öyle sıradan ardışık nefeslerin toplamı gibi değil, bir borcu öder gibi, bir günü, bir anı bekler gibi, çok şey söyleyesin varken susar gibi, hep içine atar gibi. Attıkça ağır, ağırlaştıkça yavaş, göçtükçe hızlı.

Duruyorum, içimde kız çocukları koşuyor yeşil bahçelerde, bir uçurtmayı tutacak gibi ve ben nehirlerce ağlıyorum sonra bir tepeden onlara bakarken.
İçimde teyzeler, dillerinde acıklı türküler yemen ellerine,
İçimde anneler
İçimde yaşlılar son nefeslerinde,
Ben her yerdeyim o an,
Her yaştayım,
Bir yanım ilk nefesinde, ötekinin kalbi dudaklarında, diğerinin kanı yanaklarında, kıpkırmızı, bir sırrı, bir ümidi saklarcasına, sımsıkı tutarken içindeki hissi…
Bir yanım ağlamaklı, hatırlayamadığı anılara gözyaşı dökerken ve bir yanım kıskanmakta oturduğu yerden yaşayamadıklarını…
Ben her andayım, işte o an, tam da şu an!
Bir yanım şimdi doğdu, az önce minicik, yumuk yumuk elleri, diğer yanım bir ağaç, yıllardır hep aynı yerde, bir yanım koşmakta, yemyeşil çimenlerde, daha hızlı daha ileri her şeyi geride bırakmak için bir adım, bir adım daha darken, kaçarken, sanki uzakta daha derin nefesleri, yiyecek yemeği içecek suyu varmış gibi…
Bir yanım istasyonda, elinde bileti, gitmek çok uzaktaymış gibi beklerken…
Ben her yerdeyim… Dışarıda, içeride, içimde.
Bir yanım az önce çeşmeden bir tas su doldurdu farz-ı misal, giden 3 vakte kadar geri gelsin diye, diğer yanım sustu, bakakaldı öylece, durdu hiçbir yere gitmedi, bekledi, hani bir ölüyü nasıl beklerse mezar öyle. Durup saatlerce, mevsimlerce. Oturdu pencerenin başına, boş yollara gözlerini sarartırcasına, bir ömürce, ömrü yettiğince…
Bir yanım az önce çıktı kapıdan, yanına hiçbir şey almadan, çantasına bir şey koymadan, hani bakkala gider gibi, 2 ekmek alıp soğutmadan kahvaltıya dönecek gibi…
Bir yanım az önce çıktı kapıdan, yanına hiçbir şey almadan, çantasına bir şey koymadan, kaçar gibi, dönüşü olmayacak gibi…
Bir an,
Tam da şu an, tüm şehri susturdum.
Bir ben kaldım
Bir ben gittim
Bir uçurtmayı ararcasına anılarımın peşi sıra
Bir ben kaldım, öylece saatlerce, mıh gibi, bir pencere başında. Gidersem ocakta süt taşacak, biri gelip kapıda kalacak gibi, bir evi, bir hayatı bekler gibi…

Tüm şehir işte tam da bu an sustu içimde, bir ben konuştum bir şey var da dilimin ucunda, diyemezcesine…

Yorumlar

Popüler Yayınlar