Kuşlar Yasına Gider




“Sonra güneş battı ve hava karardı yavaş yavaş, evler, avlular ve sokaklar kayboldu. Kasabanın etrafındaki bağlar da kayboldu çok geçmeden. Sonra uğultuyla birlikte dağ, dağla birlikte ova da kayboldu ve ortalığı kaybolan şeylerin varlığını hatırlatan derin bir sessizlik kapladı.” 

Kendime ait çok şey bulduğum için midir bilmem çok sevdim bu romanı… Dingin, sessiz, usul usul, zor zamanlara yaklaşmanın ağırlığını getirip tam yüreğinizin ortasına oturtturuyor Hasan Ali Toptaş.  “Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır” cümlesi roman hakkında çok sağlam bir ipucu vermekte. Baba oğul ilişkisini iki sessiz adam üzerinden derin derin yazmış, iyi ki yazmış…

“İçimden kalkıp babama sarılmak geçti aslında ama yapamadım bunu, baktım sadece. O da bana baktı gözlerini hiç kırpmadan. O an, birbirimize bakışlarımızla sarıldık sanki”.

“Muhallebi gibi incecik bir sesle” yazılmış zor zamanların hikayesini, asma yapraklarına takılmamak için yavaş yavaş boynunuzu eğerek girdiğiniz bir köy evinden dinleyeceksiniz.


Daha önce hiç okumadığım bir yazarla, yılın son kitabında tanıştık. Yazdığı ne varsa okuma açlığı çektiğim birini daha bulmanın sevinciyle.. 

2017 bakışlarınızla değil, suyunu sıkarcasına sımsıkı dolu dolu sarıldığınız bir yıl olması dileğiyle, esen kalınız…

Yorumlar

Popüler Yayınlar